Archive for Ekim, 2008

aşk aşk aşk

  

Aşk, evet o kahrolası içini sızlatan,yakan kavuran o tarifi mümkün olmayan aşk….

İyi akşamlar dileyerek sözlerime başlayacağım..Konumu bugün aşka ayırdım..Geçmiş yazılarımdan hatırlayacaksınız,internet aşklarını mizahi bir uslupla ele almıştım..Bugün pek mizahi yaklaşmayacağım..Aslında nasıl başlayacağımı bende bilmiyorum??konuya elimden geldiğince bir yerlerden girmeye çalıcağım..Hani bazen internet aşklarının aslında çokta elle tutulur olmadığını dile getirmek için konuya espri şeklinde yaklaşmıştım.Şu zaman zarfında aslında okadar da basit olmadığını burda da dürüst olunduğu taktirde güzel aşkların yaşanabiliceğini gördüm..Güzel bir okadar da yakan….karşında o insan ama tutamıyorsun,dokunamıyorsun…Bu öyle birşey ki onun yanında başka bir kadın gördüğünde deliricek gibi olup elin kolun bağlı kalıyor..Boğazına birşeyler düğümleniyor ordan bir an önce uzaklaşıp görmek,bilmek,duymak istemiyorsun…Acıyı hat safhada yaşıyor insan..Kimselere birşey söyleyemiyor kabuğuna biraz daha çekiliyorsun..Onu biran görmesen sürekli düşünüp gözlerin onu arıyor..Geldiğindeyse içine ılık,ılık bişiyler akıp durgunlaşıyorsun..kavga ettiğinde en acı sözlerin ondan dökülmesi içini yakıp kavursada yinede aşk diyorsun,yinede seviyorsun….kafanı duvarlara vurup parçalayasın geliyor ama yinede seviyorsun kıyamıyorsun…Bazen dile dökülmeyen sözler yüreğini paramparça ediyorda sesin çıkmıyor…hiç bir şey demiyorsun..sadece susuyorsun..susup kendi kendini perişan ediyorsun..en ağır sözler geliyor ağzına ama kıyıpta tek kelime edemiyorsun..Yinede üzülür yinede içi kanar diye…..bazen hayat çok güzel gibi görünsede, mutlu gibi olsanda aniden geliveriyorlar ozaman napıcanı bilemeyip acıdan, kafana bir kurşun sıkasın geliyor..sanırım daha fazla yazamayacağım…..

 iyi akşamlar………

  (ANUKET)

YARDIM !!

Yardım etmek isteyenler? O zaman dinleyin; Yaşama sefinçi getirin bana çokca olsun hemde çabuk tükenmeyenlerinden, ihtiyacım far bu aralar umutlarımı umutsuzluğa dökmeden…Çok zaman oldu bir sıcak tebessümün,esen ılık ruzgarda sarmalan mamanın,ayaz günlerde beraberce bir sıcak çayın tadını almayalı…Hadi öyle durmayın hatıralarımı canlandırın, canlandıra bilirseniz.!!!

 
     Sizler bilmezsiniz, benım sefmelerim ağırdır, her yürek kaldıramaz; büyüktür umutlarım her omuz taşıyamaz, her şey olurda şu cefakar yüreğim sefgisiz olamaz??? Bir insanı sefmek, onunla yaşlanmayı kabul etmektir bençe; YA SİZÇE ???
 
     Uykudan uyandığında insanı uyandığına pişman eden ? geri dönmek istesende dönemeyip insanı çaresizliklerle delirten, hep kalanlara gidenleri katıpta bir gün onların yerine gecemeyenlere…günün ilk ışıkları pencereden girinçe bir tebessümle bir buse verememenin acısını unutturun bana ; YARDIM EDENLER…
    
     Önçe düştüğümde kalkmayı, sonraları eleve dokunduğumda acıyı; acıyı fe hüznü yüreğe, hasreti fe özlemi bulutlara yüklemeyi, paylaştıkca çoğalan ızdırabı gönüle oya misali işlemeyi öğrendim ben; YARDIM ETMEK İSTEYENLEEEEEEEEEEEEEEEEEEERRR…
 
     Kimsin sen demeden yaşam pınarına bir damla sefgi fermenin ızdırabıyla şimdi haykırıyorum sizlere bütün benliğimle YARDIM ETMEK İSTEYENLER…
 
KİMSİNİZ SİZLER? Yaşamak isteyipte yaşayamadığım; farkında olmadan yıllardır beklediğim şeyi getire bileçek OLANLAR MISINIZZZZZZZZZZZZZZZ………
 
 
 
 
           ARmaDA

sizce hangisi?

 

 selam,

günaydın arkadaşlar,kaç zamandır yazılarımda sürekli internet ortamından bahsettim..Dün bir arkadaşım bu konuda uyardı.Neden dedi sadece internetten bahsediyorsun?? düşündüm haklıydı hayat netten ibaret değildi..Bunu fark etmemiştim ama uyardığı için bora bey e teşekkür ederim..neyse gelelim konumuza efendim dün tv izlerken bir tartışma ortamına gözüm takıldı..Çok zor bir soruyu tartışıyorlardı..konumuz eşinle çocuğun arasında seçim yapmak zorunda kalırsanız hangisini seçersiniz?? konuyu biraz daha açalım, çocuğunuz karaciğer hastası ameliyat olması gerekiyor,babanın karaciğeri çocuğa uyum sağlıyor fakat ölüm riski var..masada baba kalabilir.ameliyat olmazsada çocuğunuz ölücek..bu riski göze alırmıydınız? yoksa eşim benim dünyam deyip çocuğunuzu ölüme mi terk ederdiniz? çok zor bir soru değil mi?? kendi adıma konuşuyorum belkide anaç duygulara sahib olduğum için böyle düşünüyorum bilemeyeceğim ama çocuğumun kurtulması için elimden geleni yapardım!! bir çocuğu dünya ya getiriyorsak her türlü riskide göze almalıyız..Anne ve baba olmak okadar kolay birşey değil..gerektiğinde canımızıda ortaya koyucak kadar sevmeliyiz ki o evlat o sevgiyle vatana hayırlı bir birey  olarak düzgün yetişsin..Hiç bir insan birini bu kadar sevmese canını ortaya koymaz..O aile biraz cahilce davranıp ameliyatı yarıda bıraktırmış.Sebeb erkek tarafının ailesi: -oğlumuz sakat kalır yada ölürse eşinin umrunda olmaz, olan oğlumuza olur diye ameliyata karşı çıkıp anne ve babaya baskı yapmış.ailede bu baskıya dayanamayıp ameliyatı yarıda bıraktırmış..Sonuç mu çocuk ölmüş:) dinlediğimde inanmıyorum ya !!dedim..bu kadar cahilce davranılamaz, bu kadar acımasız olamayız dedim..Hayır onuda geçtik neden doktoru suçluyorsunuz? neymiş efendim doktor öldürmüş..bazen vatandaşlarımız kendi suçlarını kabul etmek istemez sağlık sektöründe, illa suçlamak için bizim kendimizi emanet ettiğimiz o nadide insanları suçlarlar..Neden nadide diyorum çünki hayat kurtarıyorlar..Herşeyimizi emanet ediyoruz..Her insan doktor olamaz!! oluyorsa biz sade vatandaşlarında doktorlarımıza sahip çıkıp bu şekilde meslekten soğutma gibi bir hakkımızın olamayacağını düşünüyorum..

  doğuda görev yapan bir polis arkadaşımın sözleri geldi aklıma bu konuyu anlatınca..hastaneye şikayet üzerine gittiklerini, bir hastanın eşinin doktoru yumrukla dövdüğünü, sebebi sorunca doktorun eşini muayene ettiğini ve adamın kıskanıp dövdüğünü anlattı..Bu adam ki çocuğu kız olduğu için okutmayan bir insan.Polis olan arkadaşım bunu duyunca dayanamayıp adama tokat atarak, eşini bir kadının muayene etmesini istiyorsan önce kendi kızını okut!! diye kızmış…Helal olsun demiştim kendimce..haklıydı yavuz bey..

  velhasıl arkadaşlar sağlık sektöründeki arkadaşlarımızın durumu dışardan bakıldığında aslında okadar da kolay değil..Bu yüzden buradan bütün doktor hemşire ve sağlık sektörüne başarılarının devamını dilerim..

TAKDİRE ŞAAYAN BİR MESLEĞE SAHİPSİNİZ!! NE MUTLU SİZLERE….

  (ANUKET)

GENÇLERE NASİHAT-1

          

           Sevgili dostlar herkesin ve bilhassa gençlerin dikkatle öğrenmesi ve uyması gereken esaslar ihtiva eden nasihatlar vardır. Ki bunlar herkes için ve bilhassa yetişme çağındaki gençlerimiz için çok güzel düstur ve uyulması icap eden esaslardır. İnşaallah bunları beş maddede toplayıp başta kendi nefsim olmak üzere siz değerli dostların ilgisine sunacam. Umulur ki onlara riayet etmekle hem dünyada itibarımız olsun ve hem de ahirette yerimiz… işte bunlardan ilki…

           ” ALLAH YOLUNDA OL, DOSDOĞRU OL”

           Allah yolunda olmanın ilk şartı ilim öğrenmek ve öğretmektir. İşe ilk olarak din ilmini öğrenmekle başlamak esas kural. Çünki Sevgili Peygamberimiz (S.A.V)’e ilk vahiy “oku” emridir. İlim, Allahü Teala (C.C) tarafından erkeğe de kadına da farz kılınmıştır. Din ilmi ve uhrevi ilmin yanında, fen ilimlerini de beraber öğrenmek şart. Çünki ikisi birbirinden ayrılmaz bir bütün. Her ikisi de insanlara lüzümludur. Dinsiz ilim kör olur, ilimsiz din de topal olur. Gerçek ilerleme sağlanamaz. Ancak ikisi birlikte öğrenildiği ve öğretildiği takdirde insan hayatında da millet hayatında da tekamül (gelişme) tam olur.

           Allah yolunda olmanın, dosdoğru olmanın ikinci şartı da verdiğimiz söze riayet etmektir. sevgili dostlar, eğer ağzımız iki lafı bir araya getirebiliyorsa dilimizle, sözümüzle doğru olmalı, verdiğimiz sözün eri olmalı, ” şu adam sözünün eridir” dedirtmeliyiz. Bizlere bu noktada inanan kişilere kaşı asla sözümüzden bi cayma olmamalı. Eğer sözümüzü tutarsak öz olur, bizlere itibar kazandırır ve bizleri yine İnşaallahu Teala Cennete götürür; tutamazsak köz olur, bizleri Allah muhafaza yakar:((

           Elimizle doğru olmalıyız. Kolumuzu muzırda diğil de faydalı işlerde kulanmalıyız. Harama zinhar elimizi asla uzatmamalıyız. Böyle bir yanlış yaparsak önce o el bizden davacı olacak ve Mevlam bizlerden hesap soracaktır.

           Tartıyla iş yapıyorsak terazimizde, ölçüyle iş yapıyorsak metremizde ve litremizde doğrulardan olmalıyız. Doğrunun doğruluğu bütün sülalesine akseder, hepsini hayra ve selamete götürür.

           Yaşadığımız müddetçe tevbe edici olmalı, zikredici olmalı, şükredici olmalıyız. Bu üç hususu elinden geldiği kadar yerine getirenler, günlük hayatta tevbe edip Allah’ı zikredenler, Salavat-ı Şerife getirip Yüce Mevla’nın verdiği nimetlere şükredeneler, hiç şüphesiz her zaman ve her yerde selamette olurlar.

           Bir sonraki nasihatlerde buluşmak dileği ve dosdoğru kalabilmek niyetiyle ALLAH’A EMANET OLUNUZ.

                                                                                              (Sempatik)

bu kadarıda fazla!!

  Günaydınnnnnn…….

Merhabalar efendim…nasılmış bu sabah benim okurlarım:) hanmişte benim okurlarım, amaninde amanin:)bu mutluluğumu neye borçluyum biliyormusunuz? tabiki sizlere beni sizler buralara getirdiniz:)) bunun için yazılarıma başlamadan önce hepinize teşekkür ediyorum…Buda sanaçcıların halkına seslenişi gibi oldu yaff:)) beni sizler yarattınız derler nedense?? yaratmak ALLAH a mahsustur o yüzden o kelimeyi kullanmak istemedim…

   neyse konumuza gelelim..Efendim devamlı takip ediyorsanız yazılarımı bir kaç kez hemcinslerimi eleştirdim..Bugün bu kadar da acımasız olmayım dedim kendimce…Akşam yine aynı ortamda erkek kadın ilişkisi masaya yatırıldı…Siz erkekler yoruluyorsunuz tamam,çokta çalışıyorsunuz ama bu kadarınıda istemeyin artık bizden..Şimdi konu ne diceksiniz?patlamayın anlatıcam alla alla:))kadın eşine saygı duymalı orası tamam..hatta kapıda güler yüzle karşılamalı,güzel yemekler yapmalı,onun için süslenmeli,onu çok sevmeli buraya kadarı çok güzel ama o ayak yıkama ne oluyor o ayak yıkama:)) akşam denildi ki işte kadın ayakta yıkarmı? ya arkadaşlar insaf artık!! hadi herşeyi yapmalıda okadar da bir kadını ezmeyin yaa..Ben şahsım adına konuşmak istiyorum ayak yıkamam!!eşiminde yıkatmasını istemem..Nedenini bilmiyorum ama yıkamam!! yani ne bilim kendi fikrimi söylüyorum bu çok onur kırıcı bir durum gibi geliyor kadın için….herşeyini yapsın ama bu kadar da köle gibi düşünmeyin nolur..yıkarken kendimi kötü hissederim galiba..çünki istemeyerek yapıcağım bişeydir bu..zorlanarak yada zorla yaptırılıcak bişey..Bunu yapmam derken yoruluyorum anlamında değil insan bundan yorulmaz…sadece manevi tarafından baktım olaya…Tamam hasta olur bakarım, gerekirse altından alırıım ama ayak yıkamak küçük düşüren bir hareket gibi geldi bana..Taktım bende ayağa haa:))nolucak bu erkeklerin ayakları bilmiyorum yani:))ya hiç kusura bakmayın da onuda kendiniz yıkayın artık çeşme orda, lavaboda orda!!

  Dün akşam bunu düşündüm..yıkayabilirmiyim? yada ne hissederim?? kendimi dayak yiyen bir kadının onuru nasıl zedelenmiş, kendini nasıl aşşağılanmış hissederse bende öyle hissederdim diye düşündüm…

   orda bir arkadaşımın konuştuklarıda dikkatimi çekti..kendisi bayandı ve yıkarım dedi..gerçekten yıkar mı acaba? yada bana söyledikleri gibi sadece ilgi çekmek için mi bunu söyledi??yıkarsa helal olsun diyorum..ama ilgi çekmek için yapıyorsa bunu bence yapmasın!  insan nolursa olsun kendinden ödün vermemeli..neyse o olmalı..ben şuana kadar hemcinslerime kızıyordum çünki haksızlardı ufak tefek ev işlerini sorun ettikleri için.Konu buraya gelince orda dur derim!.Kadınlarımız belki erkeğine saygı ve sevgide kusur etmemeli ama bu kadarınıda fazla..insan eşini seviyorsa zaten bunu yaptırmaz üzülür diye..Severek yaparsa o ayrı ama benim gibi onur kırıcı diye düşünüyorsa bence siz erkeklerinde zorlamaya hakkı yok değil mi??…Neyse sizleri seviyorum ilerleyen günlerde bunu tartışalım arkadaşlar……

 en güzel günlerin sizlerle olması dileğiyle…

 (ANUKET)

HALA AKILLANMAYACAĞIZ:)

 

  Selam herkese,

güzel bir akşam olması dileğiyle….Bugün yine hemcinslerime sataşıcak gibiyim..:) acaba benmi geçimsizim diye düşünür oldum son zamanlarda ne söylesem kendi hemcinslerime hemen yanlış anlayıp savunmaya geçiyorlar..şimdi nerden çıktı diyeceksiniz? bana malzeme mi yok? dün bir olay yaşadım onu paylaşacağım sizlerle…

   sohbet ortamında konumuz kadınların ev işlerinde çok yoruldukları,erkeklerinse biz kadınları az anlayışla karşılamalarıydı..yada ordaki bayan arkadaşımız öyle düşünüyordu..neymiş biz kocamıızın çorabını yerden alıp makinaya atmaktan çok yoruluyormuşuz:)) donunuda tabi:)) ne kadar yorucu değil mi çorabı yerden alıp makinaya atmak:)) insan zebella gibi uzanıp yatmak varken çorapları yerden alıp makinaya atıcaksın, sonra çalıştırıcaksın:)) sonra bulaşıklar da varki sormayın gitsin. çitile allah çitile:)) yıka yıka bitmez:)) biz kadınlara saygı duyun çok yoruluyoruz çok:)) donunuzu bile bize yıkatıyorsunuz insaf yani:))

  Şaka bir yana ben buna biraz mualif davrandım dedim ki ne kadar yoruluyorsunuz ne kadar çok üzüldüm..peki erkek olup yağmur,çamurun içinde 100 araba yükleseniz, günde 30 ytl ye,artı görevli olup bir dağ başında sürekli ölüm korkusuyla vatanı bekleseniz,sürekli basılma korkusu sürekli ölüm ve soğuk ensenizde. bumudur yorucu olmak, yoksa bir çorabı alıp makinaya atmakmıdır? tabii her zaman ki gibi karşı taraf savunmaya geçti. iyi reklam yapıyorsunuz,bravo erkeklerin beğenisini kazanmak için..o an okadar güldüm ki..işte bazı insanların kafası bu kadar basıyordu..doğruyu söyledim diye erkeklerin taktirini kazanıyorsam bırakın kazanim fark eder mi? sadece dürüst olup eşlerine biraz daha sahip çıkmalarını,iki ev işi tuttum diye yakınıp durmamalarını ince bir yolla anlatmak istemiştim lakin yine her zaman ki gibi istenmeyen kadın anuket olduum:)) en azından başınız gölgede soğukta değilsiniz..2000 rakımlı bir dağ başında vatanı bekleyip eve üç kuruş göndermeye çalışmıyorsunuz..bir kere yiyip bin kere şükredin bence…

   aptal insanlardan hoşlanmıyorum dedim herkes gıcık oldu.Peki aptal insan nasıl olur biraz da onu açalım..haline şükretmeyen,herzaman bişeylerden yakınan,hiç bişeyden mutlu olamayan,hayatın okadar kısa olmasına rağmen ömrünü boş kuruntularla boş şikayetlerle geçiren,herşeyi para olarak gören ki son zamanlarda bu böyle malesef..para hırsı almış başını gidiyor millette ..aşkı seksle karıştıran,sevgiyi üç kuruşa satan yada et parçasına değişen..daha saymakla bitmez de neyse…

    böyle ortamları gördükçe üzülüyorum aslında,acaba diyorum ben mi uzaydan geldim? insanlar bu kadar değişmiş olamaz!!

  neyse ne diyelim hayatın en uç noktasında sivri dilli anuket le bir gün bir yerlerde yine mutlaka karşılaşırsınız…

    (anuket)

  sadece

AŞK-I İLAHİ

           insan iki varlıktan meydana gelmiştir: Ruh ve beden… Ruh göklere mensuptur, ulvidir; beden toprağa mensuptur, süflidir. Hak Teala (C.C) ulvi varlıkla süfli varlığı birleştirip varlıkların en mütekamili (en mükemmeli) olan insanı meydana getirmiştir. Onu “en güzel bir surette yaratıp” diğer yaratıkları onun emrine müsahhar kılmıştır. 

           Dünya hayatı, insan ruhunun olgunlaşması için bir imtihan devresidir. ” O, öyle bir yaratıcıdır ki, hanginizin amel bakımından daha iyi olduğunuzu denemek için ölümü ve hayatı yarattı.” Dünyaya gelişimizden asıl maksat, Allahü Teala’yı (C.C) bilmek, O’nun buyruklarına uymaktır.

           Ama maalesef insanlarımız çeşitli hayat şartları altında kalabiliyor ve yaş ilerledikçe muhtelif gaileler, ruh alemimizle daha derin iç varlığımız arasına perde olabiliyor. Hal böyle oluncada yaratılışımızdaki asıl gaye unutuluyor, dünyaya daldıkça dalıyoruz:((

           Halbuki asıl hayat, bu dünya devresinden sonra başlıyacaktır. Ebedi huzura kavuşabilmek için insanın, kendisine “Arz edilen ruh emanetini” kirletmemesi, kendinde bulunan bu gizli hazineyi bulup, onun kabiliyetlerinin gelişmesine ve olgunlaşmasına çalışması lazımdır. Yani Yaratıcısını tanıyıp, tekrar O’na kavuşmak aşkıyle yanıp pişmelidir.  Mevlana Hz.leri’nin deyişiyle: ” Aslından uzak düşen insan, tekrar ona kavuşma zamanını arar.” Aksi takdirde ruh, öteki alemde hicapta kalıp çeşitli azaplara düçar olacaktır. Bunun içindir ki her dinde ibadet ve taat emredilmiştir. İbadetten maksat, ruhu maddenin tesirinden kurtarmak, güzel huylarla bezeyip nefse hakim kılmaktır. İnsan, ruhunun emrine uydukça ulvidir; ruh bedenin emrine girerse süflileşir. Ruh, zarif ve iyi duygularla dolu ise o insan melekleşmiş, hatta melekleri de aşmıştır. Kalb kötü hislerin barınağı ise o insan hayvandan aşağıya düşmüş, Cehennemin çukuruna yuvarlanmıştır, Allah muhafaza:((

           İbadet; duyarak, kalbini, bütün varlığını Allah’a vererek huşu ile Allah’ın huzurunda durmak, O’nu her an anmaktır. Çünki zikir sevgiyi, sevgi de aşkı celbedecektir. Böylesi bir aşk ise insan ruhunu temizleyecek, kötü hisleri silip süpürecek ve ruhu göklere yükseltecektir. Dostlar aşk bir nehirdir; nehir, aktığı yerde nasıl ki çörçöp bırakmıyor ise bir kalbden Aşk-ı İlahi geçerse de o kalbde fena duygudan eser kalmayacaktır.

           Büyük Allah’ımız (C.C), gerçek mü’minleri şöyle vasfediyor: ” O mü’minler ki Allah anıldığı vakit kalbleri korkarak titrer. Onlara Allah’ın ayetleri okununca imanlarını artırır ve Rablarına tevekkül ederler. İşte gerçekten mü’minler onlardır. Onlar için Rabları katında dereceler, bağış ve güzel rızık vardır.”

           Evet Sevgili Dostlar, Allah Kelamı, Sevgili Peygamber Efendimiz’in sözleri anıldığı vakit gerçek mü’minlerin yürekleri aşkla kaynar, gözleri nemlenir, füyuzat-i ilahiyye ruhlarını sarar, imanları kuvvet bulur. Bu raddeye gelen mutlu insanların gözleri uyusa da kalbleri uyumaz, dilleri dursa da kalbleri (ALLAH) diye çarpar.

           Dostlar daha önceki yazımızda “Hikmetin başı Allah korkusudur” demiştik. Burada korkuyu tekrar farklı açıdan ele almak gerekirse iki türlü korku olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Cennet arzusu ve Cehennem azabından doğan korku… Dostlar bu korku, insanı arzu ettiğine kavuşturur. Bunun üstünde bir korku daha vardır ki o da bir karşılık beklemeden sadece Allah’ın rızasını kazanabilmek düşüncesinden doğan sevgi ile karışık korkudur. Tam bu noktada Rabiatü’l Adeviye (R.A) nın Rabbine yakaraşını sizlerle paylaşmadan geçemiycem: ” Rabbim, eğer sana,Cennet sevdasıyla ibadet ediyorsam, beni Cennetinden mahrum et. Eğer Cehennem korkusuyla kulluk ediyorsam, beni Cehennemine at. Fakat sana, senin için, sırf senin rızanı kazanmak için ibadet ediyorsam, bunu da lütfen benden kabul et.”

           Gönül çağlayanı Yunusumuz da aynı dilektedir:

                       Cennet Cennet dedikleri

                       Üç beş köşkle, üç beş huri

                       İsteyene ver onları

                       Bana seni gerek seni…

           Dostlar bir de başkaları uğruna, kendini feda etme büyüklüğünü gösterenler vardır ki bunların duası insanı bencilliğinden utandırır. Mesela Hz Ebubekir (R.A): ” Ya Rabbi… Vücudumu büyüt, büyüt, büyüt ve Cehennemine koy. Orayı sadece ben doldurayım. Bütün kulların Cennetine gitsin.”

           İşte gerçek mü’minin vasıfları… İnsanı bu mertebeye ancak huzurla yapılan ibadet çıkartır. Sevmek, bağlanmak… Sevgili Peygamber Efendimiz (S.A.V): ” Ya Ömer, beni nefsinden fazla sevmedikçe imanın kemale ermez.” buyurmuşlardır. Mal, mülk, hasılı bütün ilgimizi Allah uğruna feda etmedikçe sanırım olgunlaşamıycaz:((

           Sevgili dostlar maksadımız inşaallah “İğne gibi cihanın cümle varından geçip” varlığı Allah aşkında eritmek olsun ki işte o zaman insanlık sıfatı bizde tecelli etsin.  Sevgiler Kere Sevgiler… 

                                                                                          (Sempatik)      

Hac ve Umre

 

http://www.nurtube.com/view/1140/umut-mrare-kabe-yollar/   (tıklayınız)

Bir dostumun umre duyguları.

”…. DAVET EDİLİYORUZ ARKADAŞLAR

Evet davet ediliyoruz…ama bu davette ki duygularımı sözle ifade etmekten zorlanıyorum. Bir de o duyguları kağıda dökmek gerçekten çok zor.. ama bir dostumun hatırı için elimden geldiği kadar ifade etmeye çalışacağım. Bilindiği gibi Kabe’nin inşası bittikten sonra Allah(c.c.) Zülcelal Hazretleri, Hz. İbrahim’e, bütün insanları haccetmek üzere davet etmesini emretmiştir. Hz. İbrahim bu emir üzerine Ebu Kubeys Dağı’na çıkıp dört bir yana seslenerek; Allah’ın, Kâbe’yi hac ve ziyaret etmeyi insanlara farz kıldığını söyledi. Allah bu sesi kıyamete kadar gelecek insanlara duyurdu bu sesi duyan her insan kabeyi ziyaret edecektir.
Umreye veya hacca giden her müslümana şu soru sorulur: nasıl geçti?.. kendini nasıl his ediyorsunuz? neler his ettiniz? Bizede anlatırmısınız? Hemen hemen herkeste şu cevabı alırsınız: Bu mübarek mekanlar anlatılmaz., yaşanır. Bilindiği gibi çoğu zaman lisan hislerin tercümanı olamıyor. Gene de bir kardeşimin ısrarlarına karşı dayanamadım kısaca ifade etmek isterim.

Umrenin kısaca tanımı ‘Ziyâret. Hac mevsimi dışında Kâbe’yi ve Mekke ve Medine’deki mukaddes yerleri ziyaret etmek. Kâbe-i Muazzama’yı tavaftan ve Safâ ile Merve denilen iki mukaddes mevki arasında sa’yetmekten ibarettir. Farz olan hacca Hacc-ı Ekber(büyük hacc) denildiği gibi, Umreye de Hacc-ı Asgar(küçük hacc) denilir. Cuma gününe tevafuk eden hacca da Hacc-ı Ekber denilir.’
Bu açıklamadan sonra arkadaşlar şöyle bir düşünün kainatın yaratıcısı ALLAH’ın evim dediği KABE ve her şeyi onun hürmetine yarattığı HZ.MUHAMMED(a.sv)’e misafir olacaksınız. Nasıl duygular içersine girersiniz. Hz. İbrahimin davetine icabet etmek ne harika bir duygu… daha burada işlemleri yaparken kabeyi göz önüne getirirken bile heyecan içerine girmemek elden değil.. hele birde zaman yaklaştıkça artan heyecan… o heyecanı anlatmaktan zorlanıyorum… nasıl ifade edeyim ki. Zaman yaklaştı ve manevi seyehat başladı. Uçakta rehber bizlere bu seyehatın ehemmiyetinde ve Medine ve Mekke de nasıl davranacğımızdan bahs ediyor.. bizlerde O heyecanla mübarek mekanlara yaklaşıyorduk… ama heyecan bir haylı fazla .. çünkü ilk ziyaretimiz kainatın efendisine(biz önce medineye gitmiştik)…. Yani hz.muhammed(a.sm)e. Bildiğiniz gibi peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır.. ‘Kim beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, hayatımda ziyaret etmiş gibidir.’ Medinede sesinizi yüksekselmemek esas. Çünkü orada hz Muhammed(a.s.m)var. Bu hislerle mescidi nebeviye doğru yol aldık… yaklaştıkça yeşil minare görünmeye başladı..(buradaki hissiyatımı yaşamak istiyen bir an önce… peygamber efendimize misafir olsun.) arkadaşlar burada herkes Allahın resulü hz.muhammed(a.s.m)’in misafiridir. Bu misafirlerin ırkları ayrı dilleri ama bu ayrılıkta bir gayrılık yok çünkü hepsinin ortak noktası inançlari bir. Yani bir Allaha inamışlar hz.resululaha ümmet olmuşlar. Ev sahibide peygamber efendimiz.. manen sanki semalarda uçuyorsunuz.. fazla uzatmak istemiyorum… peygamber efendimizin kabrinin başına geldiğinizde peygamber efendimize selam veriyoruz.. o da selamımızı alıyor.. biz duymasak bile.. çünkü peygamber efendimize Allah tarafında bu salat ve selamlar iletilir. Medine bambaşka yer. Gül kokulu medine de peygamber efendimizin hicreti ve ona ilk iman edenlerin hicreti… hele uhud 70 sahabenin attığı yer. şehidler desek daha uygun olur peygamber efendimizin ‘uhud bizi sever bizde uhudu.’ Buyurduğu dağ.. hz.Hamzanın şehid edilmesi …. Musab bin umeyrleri… düşünüyorsun.. sanki kendini asrı saadette his ediyorsun.. arkadaşlar ecdadımızı o kadar çok islamiyete sarılmışlar tarifi mümkün değil.. bir örneğide peygamber efendimizin mesdine yakın bir Tren istasyonu bulunmaktadır.. Bu istasyon Haydarpaşa garını anımsamakta. yanında bir mescid. Bu Tren garını ve mescidi Abdulhamit han hazretleri yaptırmıştır. Burada ayrıca yapılan bedir,uhud ve hendek savaşları savaşları hemen aleminize gelir… Kısacası Medineden ayrılmak kadar zor birşey yok gibi geldi bana…. Ben umreye gitmeden önce kendi kendime derdim neden Medine ile alakalı bu kadar çok ilahiler var… Medine aşıkları var.. evet gidince çok iyi anladım…
Evet Buradaki günlerimiz bitmek üzere.. iki zıt hissi bir anda yaşıyoruz artık.. bir taraftan Medine den ayrılmaktan gelen hüzün… diğer taraftan mekkeye gitme sevinci ve heyecanı… hep tekraraladığımız bir dua vardı.. Allahım ne olur buralara tekrar tekrar gelmeyi nasib eyle. Medineden anlatılacak çok şey var. Ama başta dedeğim gibi lisan hisse tecüman olamıyor.
Biraz da Mekke deki hissiyamı anlatmak istiyorum… daha Medine iken umre hazırlıkları yapmaya başladık yani iki parça beze büründük. Bunlara halk dilinde ihram diyoruz. Diğer bir adıda kefen. Çünkü bunlardan başka üzerinizde hiçbirşey yok.. bu kıyafetler kadar rahat bir kıyafet ben bilmiyorum.. Bu iki beze sarıldığınız zaman artık çok mütevazi olmak zorundasınız… Bütün hedefler ahirete adapte oluyor…Aleminiz ahrete mütevecih oluyor. Bu giysilerin getirdiği bazı kurallar var onlara uymak zorundasınız… Bu bezlere büründükten sonra en fakiri ile en zengini arasındaki maddi üstünlük bitiyor…. Gurur , enaniyet bitiyor… Hazırlıklar tamam, şimdi Allahın davetine icabet zamanı. Mekkeye.. Kabeye.. Allahın evine.. Beytullaha.
İlk görünüşte Mekke etrafı dağlarla çevrili bir mekan olarak gözümüze çarpar. Mekkeye yaklaştıkça kabeyi görmek için heyecan son dorukta.. Bu arada alemimizde dua tatbikatları yapıyor bir taraftan da ‘lebbeyk allümmme lebbeyk(buyur allahım buyur)’ sadalarını tekraralıyoduk. Bildiğiniz gibi kabeyi ilk gördüğünüzde yapılan duayı Allah kabul eder… Bu mihval üzere mescid-i Harama doğru ilerliyorduk… ve mescidin içine girdik artık kabeye çok çok yakınız… isteklerin kabul edildiği mekan. Allahın evi… Güzel kabe…. Mübarek kabe… sana geldik… seni çok seviyorduk Allah da sana kavuşmayı nasib etti. Ey allahım bu evin hürmetine burada yaptığımız bütün dualımızı kabul eyle’ demekten kendimi alamıyordum… hele ağlıyan insanlar….. bunlar neden ağlıyordu biliyormusunuz değilmi…. Heyecandan… sevgililerine kavuştuklarından.. artık isteklerin geri çevrilmiyeceği hissiyatlarından ağlıyorlar.. dünyanın merkezine gelmiştik… artık duaların kabul edildiği yere gelmiştik.. Bir rekat namaza 100bin sevabın verildiği yere gelmiştik. Her an 120bin rahmetin indiği yere gelmiştik.. tavaf ederken 60bin sevabın heyacanı yaşandığı yere misafir olmuştuk.. Burada peygamber efendimizin islamiyeti ilk tebliğ ettiği günleri… ve çektiği işkenceleri.. ilk Müslümanlar… hz.bilalları.. ammar ailesinin çektikleri işkenceleri.. peygamber efendimizin yaşadığı mekanlar. Hira… sevr dağı.. kubeys dağı.. bunaların görünüşü bir dağ.. veya mağara.. ama peygamber efendimizden dolayı çok büyük kıymet almışlar. Zemzem yudumlarken hz.ismailin ağlayışı hz.hacer validemizin koşuşu sanki gözümüzün önüne geliyor.
Eğer ilk defa umreye gidiyorsanız sizde maximum heyecan.. 2.kez gitmek isteğide maxsimum özlemden kaynaklanır. Gitmek güzel inanın ayrılmak çok zor.. hele ibadetin birde zevkine varmışsanız… birde ramazanda gitmişseniz…. Bunu ifade edecek kelime bulamıyorum… ramazanda ki iftar sofralar…. Teravihler …. Konut duaları… gece tavafları… ne harika anlar… hayatınızın en güzel günleri hem maddi hem manevi olarak rahat ettiğiniz günler olur… benim bu yazıma bakan derki bu adam edebiyat olsun diye yazmış.. hayır kesinlikle edebiyat falan değil zaten cümlelerim hiçte edebiyat kurallarına uymamış.. benim hissiyatıma kalemim kifayet etmedi.. eğer benim hissiyatıma tam ortak olmak istiyen varsa .. bir an önce ya hacca yada umreye gitsin.. geldikten sonra… dinliyelim.

Ben Allah kabul etsin umreye gittim. Hacca daha gidemedim… inşallah dua edin hacca da gideyim.. size hacda ki hissiyatımı da anlatırım… Allah’ın selamı bütün mü’min kulları üzerine olsun..

(görmen)

ÜÇ KARDEŞ

Image, Three Sisters

Ahlakı su edinmişim,adaleti ekmek

Ne güzeldir bu yolda çile çekmek

Sabır göster sebat et kanaat bil

Dönecektir sana verdiğin emek

 

Geri durma başın dik olsun

Çamurdan sakın alnın ak olsun

Aydınlansın bu karanlık perde

Ahlakın insanlığa infak olsun

 

Vücuda sığmaz yüreğin

Saklaması olmaz gerçeğin

Sabır göster,sebat et.kanaat bil

Zaferse bu yolda, istediğin

internet izlenimlerim

Photo © Peter Harholdt; Used with permission of the High Museum of Art
selam,

 güzel birgün geçirmeniz dileğiyle sözlerime başlayacağım.Bugün pekte hoş eleştirilerde bulunucağımı söyleyemem:) ya tersimden kalktım, yada canıma tak dedi:)) insanlar bu sanal alemden ne kadar değişiyor, yada kendilerini ne kadar farklı kılıflara sokuyor bir haftadır bunu görüyorum…özellikle hemcinslerim! kusura bakmayın ama biraz sert konuşucağım.Neden kendimizi bulunmaz hint kumaşı zannederiz?yada karşıki dağları biz yaratmışızdır..O kadar güzeliz ki kimse bize ulaşamaz:)) o kadar zenginiz ki herkesi satın alırız:))bütün erkekler peşimizdedir yani:))hatta abartıyorum okadar kültürlüyüz ki dünya daki bütün kitapları okumuşuzdur:))hatta okadar kültürlüdür ki 9 sene okumasına rağmen istiklal marşının iki dizesini bile bilemicek kadar kültürlüdür:))

sen kimsin kelimesini çok duyuyorum tıklada..sen kimsin,bune cür’et:))sana burdan bir çarparım birde yer çarpar:)) sen benim kim olduğumu biliyormusun?benim arkamda kimler var sen biliyormusun?:)) koskoca çhatmasterler,efenim iş adamları,avukatlar doktorlar:)) ipini tespit ettim peşindeyim:)) pc ne girer seni mahvederim..noluyorsa pc me girince? en fazla çökertirler:)) bu mahvolmaksa efet ben mahvolmuş bir insanım:))biz gariban userlerde korkup: -vay beaa neymiş bu kız diyerek kendi kabuğumuza çekiliyoruz:))

(gerçi ben çekilmem oda ayrı bir konu):))

kanımın son damlasına kadar böyle insanlarla savaşır sonrada banlanırım!:))saolsun hakan beyde olmasa bizi yaşatmayacaklar:)) bu arada admin oldum son bir haftadır havamıda atim:)) bundan sonra bende topunuza siz kimsiniz? hepinizi banlarım:)) döverim hatta ayaklarımın altına alıp ezerim dicem:)) değil mi? bugüne bugün koskoca adminim..koskoca adminim evet kendimi şimdi prenses olarak mı görmem gerekiyor ki? bu işler böyle mi yürüyor acaba?:))

(ne işe yarıyorsa adminlik)

şaka bir yana zenginlik,güzellik,zeka ve konum güzel şeyler ama bunları karşımızda ki insanı ezici ve aşşağılayıcı şekilde dile getirmek aslında hiçte zengin,kültürlü ve zeki olmadığınızı gösterir arkadaşlar..bence artık bunun farkına varın!..köklü bir aileden gelen kültürlü insanlar asla övünmez,karşısındakini küçük düşürmez,karşısındaki kim olursa olsun dinleyemeye çalışır.dinlemekten rahatsız olduysa uygun bir uslupla işinin olduğunu söyler ve kırmadan gider….

Gelelim karşı cinse kusura bakmayın sizide eleştiriceğim bugün..kızıcaksınız, belkide hak vericeksiniz bana..böyle düşünen kızları yada kadınları siz bu hale sokuyorsunuz..Hiç kusura bakmayın ama bu böyle.hemcinslerimi okadar pof pofluyorsunuz ki onlarda bunu gerçek zannedip, kendilerini dünya nın en güzel bulunmaz kadını olarak görüyor..zavallı hemcinslerim aslında düşünseler ne kadar komik durumlara düşdüklerini:))

 sanalda acaba bir tür tatmin mi bu?ego tatmini..Ne bilim bu insanlar real hayatlarında çok mu çirkinler yada okuyamamışlar da bunu burda dile getirerek tatmin oluyorlar..bize ne kardeşim zenginsen arkanda büyük insanlar varsa:)zenginsen gözümüz yok allah daha çok versin..Ama paran yoksa okadar hava attıktan sonra, realde görüştüğünde ne kadar küçük duruma düşüceksin bunu acaba hiç düşündün mü?güzellik,para,sahip olduğumuz herşey geçicidir.önemli olan öldüğümüz de güzel anılıp bizi hatırlatıcak güzel hoş anılar bırakmaktır..yoksa burda en üst seviyede insan olmuşsun gidiceğimiz yer kara toprak..kimin verdiğiyle hava atıyorsunuz ki..Rabbim e ait olan bişeyin havasını atmak ne kadar gülünç bir durum:))sanki siz altın tozuna gömülüceksiniz, biz kara toprağa bumu farkımız acaba?:))

 neyse benden bu kadar herkes kendine çokkk iyi bakıyor..güzel günler geçirmeniz dileğiyle..

 (ANUKET)

Next Page »