Archive for Eylül, 2008

RAMAZANA VEDA

           

            Saadet, rahmet ve gufran ayının nurdan bir zincir teşkil eden günlerinden son gün…Hepimiz ilahi feyizlerin oluk oluk aktığı bu nurlu günlerin başımızdan gitmesine üzülmekteyiz:(

            Evet Sevgili Dostlar, Recep Şaban derken, Ramazanı Şerif ayı da gelip geçti. İşte dünya bu… Hep gelip geçer. Duran hiçbir şey yok. Vücudumuz fark edilmeyen daimi bir hareket içindedir. Altmış sene önce dünyaya yeni gelen bir bebek, bugün dizinde derman olmuyan beli bükük bir ihtiyar… Yarın da sanki bir efsane… On yıl önce elma gibi yanaklar, bugün çıkık ve buruşuk. Gece gibi karanlık saçlar bugün ap ağ…

            Attığımız her adım, aldığımız her nefes, her saniye bizi ölümün kapısına, Ahiretin eşiğine sürüklüyor.

            Dünyada değişmeyen ne var ki? Değişmez sanılan taşları bile zaman yanından yöresinden yontuyor, yağan yağmurlar, esen rüzgarlar, onların da şekillerini kırpa kırpa yokluğa götürüyor. Değişen herşey yokuğa mahkumdur. Değişmeyen, yaratılmıyan, doğurmuyan, doğurulmuyan, ezeli ebedi ve hiçbir şeye benzemiyen, kuderti her şeyi kuşatmış olan büyük Yaratıcı bakidir. Sevgili dostlar bu durum da gönlümüzü değişen mevcudatın değişmiyen Yaratıcısına vermek gerek. Çünki O’ndan başka seveceğimiz her varlık yok olacak, sevgimiz bizi aldatacaktır. Öyle bir varlığı sevelim ki O, hayatta da, ölümde de, dünyada da, kabirde de bizimle beraber olsun. O aşk, bize manevi mertebeler kazandırsın. İşte bu, ALLAH sevgisidir.

            Sevgili dostlar, bu ay muhakkak ki ruhlarımızı inceltti, manevi duygularımızı geliştirdi. İnşaallah içimizde bulunan kötü duygular silindi. Ebedi bir alemin kokusunu burunlarımızda duyar gibi olduk. Yalancılığın, koğuculuğun, hasedin, kibrin, çıkarını gözetmenin çok bayağı duygular olduğunu daha iyi anladık. Dostlar bizlere düşen ise, bu güzelim hisleri bir daha zayi etmemek, kötü huylarımızın tekrar tepmesine meydan vermemek olsa gerek. Çünki Ramazanı Şerifte ibadet ve taate sarılıp ruhlarını yıkadıktan sonra yeniden eski kötü alışkanlıklarına dönenler; çamaşırı yıkayıp temizledikten sonra tekrar toza toprağa bulayanalara benzerler. Böylelerine açlık ve susuzluktan başka ne kalır?

            Sevgili Dostlar, Allahü Teala (C.C), bu mutlu günü, bu kutlu günü bize kavuşturduğu gibi seneye de kavuşturmayı nasip eylesin inşaallah… Allah’ın selamı hepinize ve hepimize olsun…

                                                                                                                              (Sempatik)

VOLKANİZM SÖZLERİ

ÜSTÜN ZEKALAR BİLGİYİ SEVGİLİ YAPANLARDIR,DAHİLER İSE BİLGİYi AŞK YAPANLARDIR.

(V)

insan ve merak duygusu

 insan oglunun yüzyıllardır süre gelen en önemli merakı araştırma ve bu araştırmaların mutlak gerçeği bulma çabasıdır
   bu çaba kimi zaman yararlı kimi zamanda zararlı olarak sürüp gitmektedir. İnsanoğlu belki bilmeden bu araştırmalarının kendi sonunu hızlandırdığının farkına bile varmadan büyük heyacan içerisinde vargücüyle sürdürmekle meşguldür
aslında göz ardı edilmemesi gereken en büyük gerçek tüm buluşların bu merakın sonunda elde edildiği gerçeğidir biz akıl sahibi canlılar olarak kendi bedenimizi oluşturan en küçük yapıtaşlarıyla bile oynayarak genlerimizin olağan durumunu bile değiştirebilecek kadar ileri gitmişizdir buna klonlama en güzel örnektir
    Şimdiye dek ortaya atılan tüm sav ve teorilerin tek amaacı insanlığa yol gösterme ve mutlak gerçeği ortaya koyma açıklamasının ışığında anlatılmasına rağmen sonuçları kimi zaman büyük felaketleride beraberinde getirmenin önüne geçilememiştir
 insan oğlunun en büyük buluşları arasında olan özgürlük için düşünce teorileri toplumlar arsında büyük çalkantılara yol açmış ve sonucunda devrimler ve çağların kapanıp yeni çağların açılmasına neden olmuştur
   şimdi buradan bütün sorunların ve buluşların tek sorumlusu beyindir gözüyle bakabiliriz oysa beyin en masum haliyle bir araçtır çünkü beyni tetikleyen pek çok etken vardır bunların başında gelen kendini tatmin etme duygusu, arayışları kırbaçlayan en çılgın arzudur. Karşımızdaki herhangi bir hareketi yada canlıyı merak etme olgusunu bu duygu harekete geçirir ve bizler sadece beynimizdeki bu salgısının yol açtığı olayın sonucuyla ilgileniyoruz. Oysa, bizi diğer canlılardan açık ara önde kılan bu güzide varlığımız kendini kontrol etmekte çogu zaman aciz kalmaktadır 
 Akıllı insan kendi aklını kontrol eden insandır. Kendi aklını konrol edemeyen bir beyin başkalarını anlamakta sadece tepkisel davranır. İnsanlar arasındaki iletişimsizliğin ve anlaşmazlığın temeli bunun içinde aramak gerekir
  Tüm bu arayış ve merakların inkar edilemez en büyük yararı belkide günümüz insanı bakımından söylenirse, dünyanın birikmiş tüm zenginlik ve icatlarının son yüzyılın insanlarının hizmetine
sunmasıdır. Tabi burada şunuda unutmamak gerek merak duygusu, her nekadar bir dürtü gibi görünsede çok az insanı arayışa sürükleyebilmektedir zaten dünyayıda bu insanlar yönlendirmektedir.
bir nevi hayatı araştıranlar ve hayatı yaşayanlar olmak üzere insanlar ikiye ayrılmaktadır. Burada Albert Einstein ın şu sözünü hatırlatmak isterim ” insanların binde 2 si icatkar yüzde 2 si geliştiren diğerleri sürü gibidir”

İşin özü şuki bütün bilgiler merak duygusundan türer ve ihtiyaca yardımcı olur

işte bu yazıyı bana yazdıran duygunun kaynağıda aslında bir arayışın sonucudur yada kendini ifade etme merakının sonucuda diyebiliriz. Burada ben kendimi bu yüzdelerin neresine koyacağımı bilemedim belki bu yazıyı okuyanlar karar verebilir. Saygılarımla 
         mutlu bayramlar 

(mehmet)        
 
 

 

GÜNAYDINNN

 günaydın yurdumun güzel insanları:)

bugün uykudan bi tuhaf kalktım nasıl kalktın demeyin valla bende bilmiyorum?:) neyse aslında konumuz bu diyil konumuz yurdum insanının sanal alemde nasıl değişik karakterlere büründüğünü komik bir dille sizlere anlatmak..eminim ki sizinde mutlaka çevrenizde bu tür insanlar vardır…konuya ilk olarak sanal aşklarla giricem:))

  çoğumuzun hayatında mutlaka sanal bir aşk olmuştur değilmi sanal bizim artık olmazsa olmazlarımızdan..yanlız bazen bu sanal aşklar okadar abartılıyor ki insan gülermi ağlarmı belli değil:) mesela sanalda şu tiplere çok rastlarsınız..kızların % 90 kanserlidir..nasıl yani diceksiniz yani sevgilisine duygu sömürüsü yapmak için kanserim,beynimde ur var, yada işte bi tarafımda kist var,ölüyorum kalıyorum,geberiyorum diye sürekli sevgilisine şikayette bulunup onunla ilgilenmesini isterler:)) her ne hikmetse bu kızlar hiç kemoterapi görmez ,saçları hiç dökülmez,radyasyon yuvası olan pc den hiç vazgeçilmez:)) hiç ölmeden yıllarca pc başında kanserli kanserli yaşar dururlar:))

 birde şöyle bir tip vardır ki allah bizi onlardan uzak tutsun…

tanışırsınız ne iş yaptığınızı sorar sakın ii bir iş sahibi olduğunuzu söylemeyin bu tipler bunu duyarsa hemen başlar işte kredi kartı borçlarım var,çok sıkıntıdayım,napıcamı bilemiyorum:)) intehar etmek istiyorum:)) diyerek sizin ona acımanızı ve banka hesabına yüklü bir miktar para yollamanızı umut eder.hatta bunun için camda gözyaşlarına bile boğulanını görebilirsiniz:)) okadar borçludur ki elinin altında son model bir pc ve ii bir cep telefonu bulunur…ha birde gururludur para teklif ederseniz bunu asla kabul edemem bayandan hiç para almadım derken ağlamaklı bir halde yan cebime koyun hesabı yapar:)) siz siz olun varsa böle sevgiliniz şöyle diyin:

-borcunmu var peki ne yapabilirim bende de yok:)) git böbreğini sat:)) valla duyduğuma göre iyi para ediyormuş:)) tabi sonuç terk edilmek olucaktır ama sizi yolmaktar iyidir değil mi? :))

  sizi şimdilik fazla sıkmak istemiyorum ara ara sizlere sanalda ki aşk ve entrika dolu gözlemlerimden bahsetmeye devam edeceğim…inşallah beğenirsiniz..şimdiden tşk eder hayırlı ve sahtekar olmayan aşklar bulmanız dileğiyle…..hoşçakalın:))

(anuket)

BİRAZ ACI İŞTE:(

Ateşe baktım insanlık ocakta yanan ateşte;saydam, kıvrak, dalgalı alevlerde…
Gecenin içinde akan yıldızlar gibi kıvılcımlar…
Ne çok hüzünler topladık,ne çok umut yanıp yanıp gitti, şimdi ocağın küllerinde…
Sizler varmıydınız,sizler gelmişmiydiniz…Hiç tanıdımmı sizleri,öyle çok sefdığım,öyle çok özlediklerim…

Ateşin külleri yükselip yalaznalıyor…Isıtmak için uzattım yüreğimi,her zaman ama her zaman ısınmak için uzanır yureğim ısıyaaaa…Yürekler taş gibi soğuktur yeri geldiğinde…Ateş kendi hüçresinde yanar,ışığı kendine dönük,ısısı ise kendine yetmez…
 
 Hiç ısınamadım işte bu yüzden!

Ocakta ateş gürül gürül yanıyor,kardelenler gibi çiçekler açıyor ateşin yalımında,içden ve dıştan sarmalıyor ömrümü…Ömrüm bir pervane ateşe düşüyor,öylesine bir sızı,öylesine bir acı işte…..

(armada)

MÜBAREK KADİR GECESİ

     Black Kites soaring over dome and finial of The Taj Mahal , Agra , Uttar Pradesh , India . stock photoPraying man in Rustampasha Mosque , Istanbul Turkey . stock photoA typical Marabout Shrine , Morocco stock photo
          Sevgili gönül dostları, bu gece dini celili islamın müstesna gecelerinden bir gece… Kadir; şan, şeref, yüksek mertebe demektir. Bu gece karanlığın bitip aydınlığın başladığı noktadır. Dalaletin sonu, hidayetin önüdür. Bu gecenin kudsiyeti hakkında Kur’an-ı Kerimde kendi ismini alan Kadir Suresi’nde bu mübarek gecenin BİN AYDAN DAHA HAYIRLI olduğu beyan buyurulmaktadır. Dünyanın en büyük inkilabına sahne olmuş, Semavi Kitapların sonuncusu ve en önemlisi olan Kur’an-ı Kerim gibi ilahi bir kitabın bu gecede nazil olmaya başlaması bu gecenin kudsiyetini bir kat daha arttırmıştır. Meleklerin bile semadan yere indikleri bu gece elbetteki çok mübarek ve çok mukaddes bir gece olacaktır.

          İbnu Abbas’tan rivayet edildiğine göre: ” Cenabı Hakk ezelde takdir etmiş olduğu bütün hadiselerin bir yıllığını  bu gece de izhar eder ve me’mur meleklere verir. Bu gecede rahmet ve azap defteri Cebrail (A.S)’a; nebatat ve erzak defteri Mikail (A.S)’a; yağmur ve rüzgar defteri İsrafil (A.S)’a; ruhları kabzetme ve ecel defteri de Azrail (A.S)’a teslim edilir.”

          Evet sevgili gönül dostları, bu gece öyle mübarek gecedir ki, onun feyzine had, bereketine nihayet yoktur. Bu geceyi hiç kimse takdire kadir olamaz,kalemler kırılır. Aciz kalır, dil yorulur. Ancak bu gecenin feyzü bereketine nail olmamız umulur. Bu gecede ibadet etmek, az çok Allah rızası için sadaka verip fakirleri, yoksul kimsesiz biçareleri sevindirmek, konu komşusu ile hal hatır etmek, küslerle barışmak, hukuk sahipleriyle helalleşmek v.s gibi birçok vazifeler vardır. Bize düşen görev ise bunlardan gaflet etmemek ve her halukarda bu mübarek gecenin feyzü bereketinden istifade etmeye çalışmak olmalıdır.

          Sevgili dostlar,  Mevlamız cümlemizi mübarek Kadir Gecesi hürmetine mağfiret buyursun ve tutuğumuz oruçları, kıldığımız namazları dergahında kabul ile cennetine bizleri ithal eyleye.           

          Vücudunuz sıhhatli, kazancınız bereketli, hayatınız rahmetli, ağzınız tatlı, bu mübarek gün hepiniz ve hepimiz hakkında kutlu ve mutlu olsun.

                                                                                                                              (Sempatik)

Anevrizma

Merhaba arkadaşlar,uzun bir aradan sonra tekrar birlikteyiz.Bu yazımda anevrizmadan bahsetmek istiyorum.

Anevrizma genel anlamda damar çeperinin yozlaşmasıyla oluşan bir baloncuktur.Birçok anevrizma türleri vardır.Bunlar beyin anevrizması,omurilik anevrizması,kızılkurt anevrizması,atardamar anevrizması,kalp anevrizması,yapışıksız anevrizma,atardamar-toplardamar anevrizması,kalp anevrizması olmak üzere bölümlere ayrılır.

Beyin anevrizması:Beyin anjiyomunun öbür adıdır.

Kızılkurt anevrizması:Kızılkurt kurtçuklarının atardamara yerleşmesiyle meydana gelir ve çok ağır koliklere,bağırsaklara kan oturmasına neden olabilir.

Atardamar anevrizması:Atardamar çeperinin orta gömleğinin bozulması sonucu oluşur.En sık rastlanan neden damar sertliği ya da ateromdur.En sık görülen yerler karın ya da göğüs aortu ile dizardı atardamarıdır.Göğüs aortunun frengiye bağlı anevrizmalarına günümüzde ender rastlanır.Bazı anevrizmalar,özellikle kafa içi anevrizmaları,doğuştan şekil bozukluklarına ya da edinsel bazı hastalıklara bağlı olarak gelişir.

Yapışıksız anevrizma:Atardamar gömleklerinden birinin yırtılması sonucunda damar çeperi içerisinde olan bir kesedir.Zamanla hacmi genişleyen anevrizma birçok karmaşaya yol açar ve patlar.Anevrizma yırtılmaları kanamanın çokluğu ya da hayati önem taşıyan dokuların tahribi nedeniyle öldürücü olabilir.Çaresi ameliyattır.

Atardamar-toplardamar anevrizması:Atardamar ve toplardamar arasında doğrudan bağlantıdır.Travmadan ya da doğuştan olabilir.

Kalp anevrizması:Özellikle sol karıncıkta oluşan miyokart enfarktüslerinin oldukça sık görülen bir karmaşasıdır.

Bu anevrizmaların tedavi şekli özellikle beyin ve kalp anevrizmalarında baloncuğun yırtılması ve patlaması ölüme neden olacağından bu gibi durumlarda bu teşhis bilgisayarlı tomogrofiyle ve anjiyo sonucunda belli olur.Marmara Üniversitesi Hastanesi bu ameliyatı lazerle,Çapa ve Cerrahpaşa Hastanaleri bu ameliyati baloncuğa bir klips takarak yapıyorlar.

SAĞLIK HERŞEYDEN ÖNEMLİDİR.BİR BAŞ AĞRISINI ÖNEMSEMEDİĞİMİZ ZAMANLAR OLUYOR.UNUTMAYIN VÜCUDUMUZ ASLINDA SİNYAL VERİYOR.AĞRI DEYİP GEÇMEYELİM.MUTLAKA KONTROLÜNÜ YAPTIRALIM.

(asoas)

ZAMANDA YOLCULUK

Dağlar dayım;Issız,yüksek,kocaman ardı sıra bulutlara yükselen engin
tepelerdeyim…Aşağısı bulanık,loş ve sessiz…Ben ve ben sadece ben;Engin yükseklerde
yıkılmadan ayakta duran…Hayatın girdabından kacmış,yıkılmak üzereyken;sancılarla
kendini buralara atmış,benliğini arayan bennn…Zaman yok şimdi; yelkovan akrebi
kovalamadan geçen anlar…Huzura ermek buymuş demek?…Kapattım gözlerimi  ufkun
ardına bakarken,geçti benliğim ardı sıra turnalar misali…
 
     Gidenin ardından gitmek nedendirki bilinmez.?Bir baş nereye giderse arkadakinide
oralara sürüklemek .?öndeki nereye gittiğini bilirmiki;sürükleyip durur peşi sıra
ardındakinide…

BIRAKTIM ARTIK SÜRÜKLENMEKTEN??…         

Yeşillikler üstünde,ırmağın derin sessiz kenarında;ufka bakarken,içten derin bir uhde

çekerek uzattım ellerimi taaaaaaaaaa uzaklara…Bir ten yumuşaçık,narin sanki tutsam

kırılacak;dokunmamak için kendimi zorlamak ne acı bir hisssssssss………  

       (ARMADA)    

VOLKANİZM SÖZLERİ

RESİMLER GÖRSEL ZEKAYI DEVREYE SOKAR RESİM SANATI BÖYLE ANLAŞILIR.

(V)

ORUCA HÜRMETTEN NASİBİNİ ALAN MECUSİ

 

                              (lübnan mülteci kampında bir çadır[iftar vakti]) 

 
 
 

 

              Mübarek Ramazanı Şerif günlerinden bir gün, Allah diye ateşe tapan bir Mecusi, oruçlu müslümanlara karşı oğlunun sokak ortasında alenen yiyip içtiğini gördü.

              Bunun büyük bir küstahlık ve hürmetsizlik olduğunu düşünerek, oğluna; “Niçin sen müslümanların oruç ayına ve ilahi rızayı tahsil için oruç tutan milyonlarca müslümana saygısızlık ederek sokak ortasında böyle alenen yiyip içiyorsun?” dedi.

              Ve onu ağır şekilde cezalandırdı. Vakta ki bu Mecusi’nin ömrü tamam olup vefat etti. Müslüman bir alim onu rüyasında cenneti alada gördü ve kendisine; “Sen Mecusi değil miydin? Burada ne arıyorsun?” dedi.

              Mecusi: “Evet, öyle. Fakat ben ölürken şöyle bir ses işittim. Diyordu ki: “Ey meleklerim onu Mecusi olarak bırakmayın, müslümanların orucuna ve oruç ayına hürmet ettiği için cennetle ikram edin!.. İşte ben de böylelikle cennete girdim” cevabını verdi.

             Sevgili Dostlar: Düşünelim ki, bu mübarek Ramazanı Şerif ayına hürmetten dolayı bir Mecusi cennete girerse nasıl olur da bu mübarek ayı, gündüzleri oruçlu, geceleri ibadetli olarak ihya etmeye çalışan ehli iman cennete giremez. Gireceğiz inşaallah, çünki mü’miniz elhamdülillah.

            Allahü Teala cümlemizi bu mübarek Ramazanı Şerif Ayı hürmetine ve bu ayda tutulan oruçlar hürmetine cennetine ve cemaline mazhar eylesin… AMİN…

                                                                                                                            (Sempatik)

Next Page »